Çok eskiden büyük topraklara sahip bir padişah varmış,Bu padişah küçük toprak ağalarını imtihan etmesini çok sevemiş aynı zamanda,bir gün çok sevdiği bir beyini (yani toprak sahibi bey,) imtihan etmek istemiş, huzuruna çağırmış ve üç adet küçük heykelcik durmaktadır ortadaki masanın üzerinde, huzuruna gelen sevdiği toprak ağasına sormuş bu küçük heykelcikler arasında ki farkı sormuş ama heykelciklerin hepside aynı imiş yani üçününde kulağı, burnu, ağzı,gözü, kafası, yani beden olarak aynı hiç fark yok,toprak ağası padişah karşısında mahçup olmamak için süre istemiş, büyük padişah ise buna 2 hafta zaman vermiş, bu ağa hüküm sürdüğü topraklara dönmüş ama pek düşünceli imiş etrafındaki yardımcıları merak edip sormuşlar, bu da derdini anlatmış, ve bütün yurtta seferberlik ilan edilmiş bu sorunun cevabını bilen çok büyük nimetlere kavuşacak diye, her ne hikmetse gelen her ilim adamı bilememiş ve hepside farklı yorumlar yapmış ama bu yorumların hiç biri toprak ağasını tatmin etmemiş,
Derken zaman daralır toprak ağası tedirginleşmeye başlar,ve ülkenin her yerine haber salınıp salınmadığını sorar yardımcılarına, onlarda zindanlar hariç her yere haber salındı efendim derler, toprak ağası orayada haber alın demiş, ve ordan bir cevap gelmiş, bir hükümlü özgürlüğü karşısında bu sorunun cevabını küçük padişaha söyleyeceğini iletmiş, toprak ağası namı diğer küçük padişah hemen derhal çağırtmış, hükümlü gelmiş ve heykelciklere şöyle bir bakmış,, ve toprak ağasından esnek bir tel istemiş, ve tel gelir hükümlü teli alır ve heykelciğin bir kulağından sokar ve tel heykelin bir tanesinin kulağından diğerinin yine diğer kulağından ve üçüncüsününde göbeğinden çıkar, hükümlü toprak ağasına dönerek fark burada der ama toprak ağası yine anlamaz, ve sorar peki bu ne anlama geliyor, hükümlü cevap verir, bunlar insan tipini yani insan modelini temsil ediyor der.
Ve başlar anlatmaya,
birinci heykelcik, bir kulağından sokunca diğer kulağından çıktı bu tipleme boş bir insan modelini temsil ediyor çünkü dinledikerli bir kulağından giriyor diğer kulağından çıkıyor,
ikinci heykelcik bir kulağından sokulduğu zaman ağzından çıkıyor bu modelde duyduklarını hemen ağzınan kaçıran ve hiç sır tutmayan bir tp der,
üçüncü heykelcik ise teli ağzından sokunca tel göbeğinden çıkıyor, bu daduyduğu ve dinlediği herşeyi yüreğine sindirip sır tutmasını bilen ve ağzından laf kaçırmayan bir model ki büyük padişahın istediği model budur der. gerçektende toprak ağası cevabı çok beğenir. ve büyük padişaha cevabı verince topraklarını ikiye katlar,,
hepimizin üçüncü insan modeli olma dileği ile
Bir genç aynı mahallede yaşayan kıza aşık olmuş, ama kız çok güzel olduğu için bir türlü cesaretini toplayım ona açılamamış çünkü kız kendisini istemeye gelen herkesi reddediyormuş. Tabi bunlar arasında yüksek mevki sahipleri, zenginler de var, ama kız bir türlü karar verip te birisi ile evlenememiş. Arada zaman geçer genç delikanlı başka bir semte taşınır bu arada maddi olarak bayağı zenginleşir,çünkü malı mülkü veren Allah tır Dilediğine verir dilediğinden de alır. Tabi genç adam evlenir çoluk çocuk sahibi olur, günlerden bir gün yolu eski mahallesine düşer eski dostları ve arkadaşlarını görmek ister, ve eski dost arkadaş derken o güzel kızı sorar, ona o kız evlendi derler adam şaşırır,ve kiminle evlendi diye düşünür, ve o kızın evine gider, kapıyı çalar ve kapıyı açan kız şaşırır ama mahsun dur yüzü, kıza derki sen kimseyi beğenmiyordun nasıl bir adamla evlendin der, kadın kocasını kapıya çağırır, kocası gelir, ama kocası Allahın yarattığı hiçbir varlık çirkin değildir ama çok itici ve kötü görünümlü birisi, genç adam şaşırır ve sorar nasıl oldu der, kadın adamı alır evin arka bahçesine götürür, ve derki bu bahçe uzun bir bahçe ortadan yol gidiyor, bu yoldan gideceksin ve bana bu bahçenin en güzel gülünü getireceksin der, ama bir şart koşar yolda ilerlerken geri adım atmayacaksın, adamda ok der ve bahçeye girer, güzel bir gül görür tam koparacak iken derki kendi kendine ya ilerde daha güzeli varsa der ve ilerler yine güzel bir gül görür ve tam koparacak iken yine derki ya ilerde daha güzeli varsa, diye diye yoluna devam eder ve yolun sonuna gelir ve bahçenin en sonunda boynu bükük yaprağı solmuş bir gül kalır geriye onu koparmaktan başka çaresi yok ve koparır o gülü alır kadına getirir ve kadın bunu görünce sorar bahçenin en güzel gülü bumuydu adam yüzüne bakar hayır der ve başını eğerek kadının ne demek istediğini anlar.
En güzelini arayanlar kriterlerini çok geniş tutanlar bu kadının sonu gibi olmayasınız?
selam ve dua ile…
Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini!


